top of page
  • Writer's picturegülce gürses

Fındık Teyze




Ben her şeyin olması gerektiği için yaşandığına inananlardanım. Seçimler ve sonuçları, bizi taşıdıkları yerlerse, içinden geçmemiz gereken hikayeler.


Yorgun ve keyifsiz bir haftanın cumartesi gecesinde, bir türlü elimin gitmediği ama yazmam gerek dediğim bu yazıya beni gönülle taşıyan; gereklilikten değil, paylaşma isteğiyle beni yanıp tutuşturan da tam böyle bir küçük hikaye.


Cmt. Gecesi saat 02:13.

Amazon Prime’da "The Expanse" in karanlık ve derin bölümlerinde savruluyordum az önce ve ÇAT! Elektrikler kesildi.

Oturduğum site tepede ve çok büyük bir araziye yayıldığından, oluşan karanlığı hayal edebilirsiniz belki. En küçük bir kent ışığının, uzaklardan gelen incecik bir sokak lambasının bile sızmadığı derin ve dipsiz bir karanlık düşünün. Oradayım şu an.


Uykunun sularıma zerre kadar uğramaya niyeti olmadığından birkaç mum yaktım. Terry, sevgili köpeğim tıkır tıkır merakla dolanıyor ortalıkta. Karanlıkla çöken sessizlikte dışarıdan gelen cırcır böceklerinin, sokak köpeklerinin sesine dikkat kesildi. Ben de Instagram’da biraz takılmaya karar verdim. Bir dostumun hikayesi canımı sıktı önce, arka arkaya son zamanlarda dünyanın farklı yerlerinde yaşanan korkunç olaylar dizisiydi. Her biri insan kaynaklı, kah Meksika’da okyanusu ateşe veren bir petrol sızıntısı, kah uzaklarda katledilen yunusların kanıyla kırmızıya boyanan suların taşıdığı cesetler, bir bebeğin SMA mücadelesi için yürütülen kampanya, devletin ödüyoruz canım, deyip ödemedikleri ilaçlara ulaşmak için cansiperane mücadele eden ebeveynler, sevginin her çeşidine yabancı insanların PRIDE yürüyüşlerine bulaştırmaya çalıştıkları öfkenin zehri, Elmalı’da bir yerde iki çocuğunu pazarlayan annenin ve insanlıktan nasibini almamış yardakçısının tutuksuz yargılanma hali, o küçücük çocuklara defalarca anlattırılan işkencelerinin resimli romanı… Madımak katliamının 28. Yıldönümü…

Beynim zonkluyor…

Bu karanlığın içinde daha da karanlık bir resmi geçit. Böyle uyumak istemiyorum ama daha fazla dayanamayacağım.

Tam kapatacakken telefonumu bir Twitter fotosu çıkıyor karşıma.

Tesadüf mü? Kim ne derse desin.

Bana bilgisayarı açtırıp gecenin bu saatinde yazdırıyor işte. Yüreğimde ince bir sızı, içim yine de kıpır kıpır…


Bir doktor paylaşmış;

67 yıl önce Erzincan’da bir kız çocuğu doğmuş. Konuk olduğu ailenin 5. Kızı olarak. Tam da bu yüzden anne babası yaşamasını istememiş bu kızın. Bir bağın ortasına, küçük ağzına bir dut tanesi koyup ölüme terk etmişler minik bedenini. Dut yemiş bülbüle dönsün, sonsuza dek sussun diye…

Nasıl bir vazgeçiş, nasıl bir acı… Aklım almasa da anlamlandırmaya çalışıyorum…

Bu korkunç durum nasıl olur da içimi kıpır kıpır edebilir?

Yine başka bir kadın sayesinde!!

Neyse ki, bin şükür, babaannesi bu karara isyan etmiş son anda, ben bakarım ona demiş, sarıp sarmalamış minik kızı, dutu yiyemeden, bülbüle dönmeden hemen önce.


O günden sonra hem annesi hem babası hem de babaannesi olmuş güzeller güzeli kızın. Fındığım, fıstığım diye diye sevmiş, büyütmüş, okul çağına getirmiş onu. En sevdiği arkadaşı Dursun okula kaydolunca, minik kız da tutturmuş ben de okula gitmek istiyorum diye. Susmak şöyle dursun bir kenarda, sonuna kadar hayatın suyunu sıkıp çıkarmaya kararlıymış minik kız, sanki bilirmiş gibi…

Babaannesi dayanamamış yine… Ne güzel kadınmış be… (Tutamadım kendimi:))


O güne kadar bir kimliği olmayan minik kızı okula yazdırabilmek için gittiği nüfus müdürlüğünde kızın adını soran memura bir an için duraksayıp bakakalmış babaanne. Adı yokmuş kızın. Neredeyse bir hayatı dahi olmayacak kızın adı mı olurmuş…

"Ben fındığım diye sevdim onu hep, herkes de onu öyle çağırdı" deyince, nüfus memuru da Fındık yazmış kimliğe. O günden sonra da Fındık kız olmuş.


Yıllar sonra bu hikayeyi bizimle paylaşan ve onunla Fındık Teyze olduğunda tanışan doktor Özgür Bey’e, “Annem babam ölünce hiç ağlamadım ama babaannemi kaybettiğimde günlerce, durmadan ağladım.” Demiş Fındık Teyze.

Özgür bey de eklemiş, “Duta toplaşan karıncalar ağzını yüzünü kaplamışken, boğulacakken onu kurtaran babaanne, cennetliksin, diye.”


Fındık Teyze hala hayatta ve sağlıklıdır umarım. Onu susmaktan son anda kurtaran babaannesi, kim bilir nasıl bir vazgeçişle bu kararı alan annesi ve babası, dut tanesi, karıncalar, Doktor Özgür bey, gecenin karanlığında karşıma çıkan Fındık Teyze

İyi ki susmamışsın.

Tesadüf mü?

Sanmam.


Kendisi tüm bu karanlığın içinde bir twitter konusu olamayacak kadar güzel, üzerine roman yazılacak kadınmış. Bir gün biri onu da yapar belki. O zamana dek, bu gece bana uğramış oldu işte ve bu ziyaretiyle benim gecemi, günümü aydınlattı. Çok geçmeden de elektrikler geldi.

İnsanların kötülüğüyle kararan ruhuma iyiliği, güzelliği hatırlattı, kendi içindeki ironiye rağmen.


Bizi dibe çekiştiren tüm karanlık insanların yanında aydınlığını hiç esirgemeyen ne güzel insanlar olduğunu da hatırlatmak için…

Yüreğime suyu gürül gürül serpen babaanneye de, her neredeyse benden selam olsun. İyi ki bir nefese tutundunuz, iyi ki var oldunuz ve olacaksınız.

İyi geceler ve Günaydın.


10 views0 comments

Recent Posts

See All

Comments


bottom of page